HABERLER
daha fazlası>
  • Diplomasi Konferansı

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı bünyesindeki Uluslararası İlişkiler Topluluğu, T.C. Dışişleri Bakanlığı Stratejik Araştırmalar Merkezi üçüncü Kâtibi Ozan Akın’ı ağırladı.

    Rektör Prof.Dr.Galip Akhan, Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Turan Gökçe, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Ertuğrul Deliktaş’ın da takip ettiği seminerde Akın, ‘Stratejik Araştırmalar Merkezi ve Türk Diplomasi Mesleği’ ile ilgili bir sunum yaptı.

    “Diplomasi sadece devletler arasında yapılmıyor”

    “Artık diplomasi sadece devletler arasında veya bölgesel kuruluşlar arasında yapılmıyor.” diyen Ozan Akın, “Bireyler de diplomasi yapabiliyor. Akademik heyetler, iş dünyası da bu sürece katılabiliyor. Yapılan tüm bu çalışmaları diplomasinin, ülkenin tanıtımının birer parçası olarak görüyoruz.” şeklinde konuştu.

    “Bakanlık teşkilatı genişledi”

    Son 6 yılda bakanlık teşkilatının genişlediğini kaydeden Ozan Akın, “Özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerdeki misyon sayımız arttı. Bu da personel ihtiyacı sayımızın artmasına sebep oldu. 2017’de yapılan teşkilat kanunu değişikliği ile hem bakanlığa alınan personel hem de yurtdışındaki teşkilat sayısında artış yaşandı” dedi.

    “İkinci bir yabancı diliniz olsun”

    Akın ayrıca öğrencilere ikinci bir yabancı dil öğrenme konusunda tavsiyede bulundu.  “Bakanlığa girdikten sonra her şey bitmiyor” diye konuşan Akın, yükselmenin 2. yabancı dil ile gerçekleştiğini vurguladı.

    Akın,  “Bu sebeple 2. yabancı dil eğitimi ve Master programlarına yoğun bir ilgi ve teşvik var. Her yıl 30- 35 genç memur hem yurt içinde hem yurt dışında yüksek lisans eğitimine gönderiliyor. Gerekirse mesaiden fedakârlık edip o eğitimlere katılıyorlar. Bu program için yarı zorunlu diyebiliriz” şeklinde konuştu.

     

  • NATO Gezisi

    Öğrencilerimiz, 27 Mayıs 2016 tarihinde İzmir Şirinyer'deki NATO Karargahı'nda gerçekleştirilen "Conflicts on NATO’s Southeastern Flank: Migration and Violent Extremism" panele panele dinleyici olarak katılmışlardır.

  • 9 Mayıs Avrupa Günü

    9 Mayıs Avrupa Günü etkinliği olarak Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlisi Yrd. Doç. Dr. Deniz Ilgaz, Dokuz Eylül Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Erdut ve bölüm başkanımız Doç. Dr. Kerem Batır'ın katıldığı bir panel düzenlendi. Panelistler, Avrupa Birliği ve Sivil Dayanışma, AB anayasası ve Birleşik Krallık'ın Ab'den ayrılma referandumu, Suriye mülteci krizi ve Türkiye-AB ilişkilerini tartıştılar. 

  • Suriye Göçmen Krizi ve NATO Paneli

    “Suriye’nin Göçmen Krizi ve NATO”

     

     “İzmir şu anda Avrupa'daki büyük kentlerden terör yönüyle daha güvenli”

     

    NATO İzmir Kara Komutanlığı Politik danışmanı Heidi Meyer İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin konuğu oldu. Meyer, “Suriye’nin Göçmen Krizi ve NATO” başlıklı konferansta dünya gündemindeki konuları değerlendirdi.

     İKÇÜ İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Kerem Batır ve Uluslararası İlişkiler Topluluğu üyesi gençlerin organize ettiği konferansta konuşan  NATO İzmir Kara Komutanlığı Politik danışmanı Heidi Meyer, Suriye’de yaşanan savaş, küresel terör tehdidi, artan mülteci sorunu ve Rusya konusunda değerlendirmelerini aktardı.

    Meyer, Rusya’nın özellikle Gürcistan ve Ukrayna krizlerinde görüldüğü üzere, uluslararası alanda gittikçe saldırgan ülkeye dönüştüğünü ve öngörülemez bir tutum içinde olduğunu söyledi. Bu nedenle NATO’nun Rusya’ya ile olan ilişkilerinin eskisi gibi olmayacağını vurgulayan Meyer, “NATO Rusya ile yeni bir soğuk savaş başlatma amacında değildir ancak, Rusya’nın karşısında güçlü olmak zorundadır. Bu Rusya’nın daha saldırgan bir dış politika izlemesine engeller. NATO güçlü olduğu sürece, Rusya uzlaşmayı tercih edecektir” dedi.

     “Mülteci sorunu Suriye savaşı ile sona ermeyecek”

    Suriye konusunda Batı ve Rusya’nın birlikte harekete ederek tarafları uzlaştırmaya zorlamasının şu anki en uygun çözüm gibi göründüğünü dile getiren Meyer, NATO’nun Suriye’ye yönelik iki görevi bulunduğunu hatırlatırken bunların Suriye sınırında havadan erken uyarı uçakları ile keşif faaliyeti icra etmek ve böylece büyük boyutlu göçmen akımını önceden tespit etmek olduğunu söyledi. Akdeniz’de kaçak göçmen geçişlerine yönelik olarak NATO gemilerinin denizde gözetleme faaliyeti yaptığını ve Tespit edilen kaçak göçmenlere hangi ülkenin kara sularında ise Yunanistan ve Türkiye’nin sahil güvenlik güçlerine haber verilerek kaçak göçmenlerin yakalanmasının sağlandığını ifade eden Meyer, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kaçak göçmenlerle ilgili sorun şu anda Suriye’de yaşananlar ve ülkesini terk eden yaklaşık 4 milyon mülteci nedeni ile gündemde. Ancak Suriye’de savaş sona erse bile mülteci sorunu sona ermeyecek. Farklı kıta ve ülkelerden kaynaklanan mülteci sorunlarını çözmek için ülkeler çalışmaya devam edecekler. Çünkü mülteci sorunu sadece insanların yer değiştirmesi değil beraberindeki ekonomik ve güvenlik sorunları nedeni ile ülkeler için büyük önem arz etmeye devam edecek.”

     “Kendimi burada güvende hissediyorum”

     

    Terörün tüm dünya ülkeleri için olduğu gibi NATO üyesi 28 ülke için de hayati bir sorun olduğunu söyleyen Meyer, terörün tanımlanması noktasında NATO üyesi 28 ülkenin de farklı görüşe sahip olduğunu ancak her bir ülkenin kendi anlayışı çerçevesinde terörle aktif mücadele içinde olduğunu söyledi. İki yıldan fazla zamandır NATO İzmir Kara Komutanlığında görev yaptığını hatırlatan Meyer, “İzmir şu anda Avrupa'daki büyük kentlerden terör yönüyle daha güvenlidir. Kendimi burada güvende hissediyorum” dedi.

  • AB Ülkelerinde Eğitim Fırsatı

    Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki eğitim fırsatı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin gençlerini de heyecanlandırdı. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin gelişmesini desteklemek amacıyla 1989 yılında Türkiye Cumhuriyeti ile Avrupa Komisyonu arasında imzalanan bir anlaşma çerçevesinde oluşturulan “Jean Monnet Burs Programı”nın ayrıntılarını, Kâtip Çelebili gençlere, Avrupa Birliği Uzmanı Ceyhan Çiçek anlattı. 

     

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi VIP Salonu’nda buluşan öğrenci ve akademisyenler, Avrupa Birliği üyesi ülkelerdeki eğitim fırsatlarını ve Jean Monnet Bursu’ndan yararlanma imkanlarını detaylarıyla öğrendi.  Avrupa Birliği Uzmanı Ceyhan Çiçek; 1990-1991 akademik yılında ilk bursiyerlerine AB üyesi ülkelerde eğitim imkânı sağlayarak başlayan Jean Monnet Burs Programı’nın, Türkiye’nin en uzun soluklu projelerinden birisi olduğunu anlattı.  

    Programın Amacı

     

    Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Jean Monnet Burs Programı, Türkiye Cumhuriyeti’nin AB’ye tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB alanında uzmanlaşmış personel sayısının artırılması ve müktesebatın etkin bir biçimde uygulanabilmesi için gerekli idari kapasitenin oluşturulmasını amaçlıyor. Dolayısıyla Program, diğer eğitim burslarından farklı olarak, sadece söz konusu amaç doğrultusunda gerçekleştirilecek akademik çalışmaları destekliyor. Bursiyerlerin, akademik çalışmalarının bitiminde Türkiye’ye dönerek, ilgili alanlarda çalışmaları bekleniyor.

     

    Programın Desteklediği Çalışma Alanları

     

    Jean Monnet Burs Programı, AB üyesi ülkelerdeki bir üniversitede veya üniversiteye eş değer bir kuruluşta yüksek lisans öğrenimi veya araştırma programları çerçevesinde yapılacak akademik çalışmaları destekliyor. Jean Monnet Bursları, ülkemizin AB'ye uyum süreci ve AB müktesebatı ile doğrudan ilgili konularda gerçekleştirilecek akademik çalışmalara tahsis edildi. 

     

    Burs Programının Hedef Kitlesi

     

    Kamu sektörü çalışanları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşu çalışanları, üniversite son sınıf, yüksek lisans ve doktora öğrencileri ile üniversitelerin akademik ve idari personeli, programa başvuru yapabiliyor.
    Seçim Kriterleri: Jean Monnet Burs Programı için her yıl bir duyuru metni yayımlanıyor. O duyuru, 2016 yılı için henüz yayınlanmadı, Aralık ayı sonunda, duyurunun çıkması, Mayıs ayı içerisinde de, yazılı sınavın yapılması bekleniyor. Sözlü sınavın kaldırıldığı burs programının ayrıntılarını uzmanından öğrenen gençler, sunuma yoğun ilgi gösterdi.

  • 'KKTC Eğitim-Yüksek Öğrenim ve Kültür Politikası Çerçevesinde Avrupa Birliği İle İlişkisi' Konferansı

    Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti  Eğitim -Yüksek Öğrenim ve Kültür Politikası Çerçevesinde Avrupa Birliği ile İlişkisi' konferansı KKTC Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün katılımıyla gerçekleştirildi.

     

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi,   Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇABMER ) ve Uluslararası İlişkiler Topluluğunun ortaklaşa gerçekleştirdiği konferansta; KKTC Yükseköğretim Planlama Değerlendirme Akreditasyon Koordinasyon Kurulu (YÖDAK) Üyesi Prof.Dr.Mehmet Hasgüler de konuşmacı olarak yer aldı.

     

    Konferansı İKÇÜ Rektör Yardımcıları Prof.Dr. İbrahim Kocabaş, Prof.Dr. Saffet Köse, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. İbrahim Attila Acar, akademisyenler ile çok sayıda öğrenci izledi.

     

    “Türkiye'nin güçlülüğü KKTC'nin yaşam vesilesidir.

     

    KKTC’de Osmanlıdan bugüne tarihsel süreçte gelişen milli eğitim politikaları hakkında bilgi veren Milli Eğitim Bakanı Kemal Dürüst, eğitim yaklaşımlarının anavatandaki gibi olduğunu belirtti. Güçlü bir Türkiye Cumhuriyeti oldukça KKTC'nin daha huzurlu, güçlü bir ülke olacağını aktaran Bakan Dürüst, "İyi ki Türkiye bu kadar güçlüdür. İyi ki Türkiye son 10-15 yılda bu kadar hızlı bir yol almıştır. İyi ki Türkiye Cumhuriyeti dünyada büyük güçler arasında yer almaktadır.Türkiye'nin güçlülüğü KKTC'nin yaşam vesilesidir. Ne kadar güçlü bir Türkiye olursa biz Kıbrıslı Türkler de o kadar rahat ve huzur içinde olacağız.” dedi.

     

    “Türkiye karşıtı söylemler dış güçlerin nifağı”

     

    Zaman zaman basında yer alan Türkiye karşıtı söylemlerin içi boş, provake amaçlı olduğunun altını çizen Bakan Dürüst, genç İKÇÜ’lülere seslendi:  “Kıbrısta Türkiye'yi sevmeyen bir anlayış mı var? diye kaygılanabilirsiniz. Sakın kaygılanmayın. Bazı marjinal küçük gruplar, tabela dernekleri, dışarıdan beslenen ama sayısal çoğunlukları olmayan görüşlerin basına bilinçli olarak verilmesinden öteye geçen bir durum değildir. Rum yönetimi ve dış güçlerin desteklediği, üç beş kendini bilmez marjinal grup, zaman zaman bağlılığımızı, kültürel ve sosyal bağlarımızı, birlikteliğimizi geri götürecek diye attığı adımlar siz sevgili gençlerimizi etkilemesin.”

     

    “Su Projesi KKTC için altın değerinde”

     

    Türkiye'den Kıbrıs'a boru hatlarıyla su getirilmesi projesi hakkında da açıklamalarda bulunan Dürüst,  Geçitköy Barajına getirilen suyun kendileri için altın değerinde olduğunu ifade etti. Bakan Dürüst, " Buraya gelen su tuzlanan yeraltı kaynaklarının önüne geçecektir. Hükümet olarak alacağımız kararla bütün su kuyularının yakın bir gelecekte izinlerini durduracağız. Ada üzerinde yer altı kaynaklarını yukarı çekerek kullanılmayacaktır. Bu ana vatanımız Türkiye'nin sayesinde olacak” dedi.

     

    “KKTC’yi tanımazken diplomalarımızı tanıyorlar”

     

    KKTC’nin yükseköğrenim bakımından Rum kesiminden çok ilerde olduğunu rakamlar ifade eden Bakan Dürüst,  81 Bin olan öğrenci sayısının 47 Bininin Türkiye’den, 22 Bininin ise diğer ülkelerden geldiğini kaydetti. Bu başarıda Türkiye’nin payının olduğunu belirten Bakan Dürüst, “Dünyada yabancı öğrenci sayısı bakımından ilk 10 içerisinde yer alıyoruz. Rum yönetiminin bizlere imrenerek baktığını söyleyebiliriz. Nüfusları 1 milyon iken öğrenci sayıları 25 bin. Bizim nüfusumuz 280 bin iken öğrenci sayımız 81 Bin. Demek ki yıllarca AB'nin karşılıksız desteğini alan Güney Kıbrıs Yüksek öğrenim açısından,  sadece anavatanından destek alan Kıbrıslı Türklerin son derece geridedir. 12 üniversitemiz var. KKTC'de eğitim gören 125 farklı ülkeden öğrencimiz var. KKTC'yi resmiyette tanımayan ama üniversitelerinin diplomalarını tanıyan ülkeler bulunuyor. Bu büyük bir başarıdır.” şeklinde konuştu.

     

    “Üniversitelerimizdeki imaj sorunu giderilmeli”

     

     Üniversitelerin gelir bakımından Kıbrıs'ın en önemli kalemini oluşturduğunu ifade eden YÖDAK Üyesi Prof.Dr.Mehmet Hasgüler ise Kıbrıs’taki üniversitelerle ilgili imaj sorunlarının giderilmesi gerekliliği üzerinde durdu. Prof.Dr. Hasgüler,  "Üniversitelerimizin imaj bakımında iki önemli sorunu olabilir. İlki olan Kıbrıs'taki kumarhaneleri yavaş yavaş ortadan kaldırmak gerekir veya bunlara çok ciddi vergiler getirilmeli. Diğer imaj sorunu da Türkiye'de üniversiteye giremeyenlerin geldiği yer imajıdır. Halbuki Türkiye'den, Avrupa'dan çok değerli bilimadamları üniversitlerimizde görev yapıyor. Son dönemde KKTC’ye 15 ile 20 arasında üniversite açılma başvurusu daha yapıldı. Onaylanması halinde üniversite sayımız 30'u bulabilir” dedi.

     

    “Adanın kuzeyinin Avrupa ile bir alakası yok”

     

    Prof.Dr.Mehmet Hasgüler, İngiltere ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. AB'nin Kıbrıslı Türkleri vatandaş olarak aldı gibi gözükse de,  adanın kuzeyinin Avrupa ile bir alakası olmadığını, Kıbrıs’la ilgili politikalarda Birleşik Krallığın etkilerinin tartışılması gerektiğini kaydeden Hasgüler,  "Kuzeyin bu şekilde AB’ye alınmasında Birleşik Krallığın gizli gündemiyle bir ilgisi var mıdır sorusu son derece önemlidir. Bu soruyu sormamız lazım. Çünkü Türkiye'nin AB üyesi yapılmamasını Kıbrıs'a bağlıyorlar. Acaba üyeliğe engel gibi gösterilen Kıbrıs'ın Birleşik Krallık ile AB arasındaki özel gündemde yeri var mıdır?” diye konuştu.

  • 1. Uluslararası Avrasya Enerji Sorunları Sempozyumu düzenlendi

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi ve Avrupa Birliği Uyguluma ve Araştırma Merkezi (ÇABMER) tarafından düzenlenen  “1.Uluslararası Avrasya Enerji Sorunları Sempozyumu’nda Türkiye’nin ve bölgenin enerji sorunu ele alındı. Swiss Otel Büyük Efes’te düzenlenen sempozyuma Katip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr İbrahim Kocabaş,Prof. Dr. Turan Gökçe, Karşıyaka Belediye Başkanı Hüseyin Mutlu Akpınar, Dikili Belediye Başkanı Mustafa Tosun,  Petkim Socar CEO Danışmanı Hayati Öztürk ve çeşitli ülke ve illerden akademisyenler katıldı.

     

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İbrahim Kocabaş sanayinin en önemli girdisi olan enerjiye ilişkin sürdürülebilir politika imkanları oluşturmak ve bunun zeminini araştırmak için çalıştıklarını belirterek, "Türkiye, öngördüğü 2023 hedeflerine ulaşabilmek için enerji tüketimini yönetebilmelidir. Bugün enerji kullanımında Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ülkelerinden birisi durumundadır. Şimdilerde TANAP gibi bir projeye taraf olmak da konuyu önemli hale getirmiştir" dedi.

     

     İKÇÜ İİBF Dekanı Prof.Dr. İbrahim Attila Acar ise ‘’Enerji, başta sanayi ve üretimin, dolayısıyla kalkınmanın en önemli aktörü haline gelmiştir. Enerjisi olmayanların yaşadığı bağımlılık ekonomik anlamda, ülkeler için önemli riskler taşımaktadır. Türkiye’de İthalatın dörtte biri enerjidir ve 2014 itibariyle enerji talebi en hızlı büyüyen ülke Türkiye’dir. Haliyle bu durum bir bağımlılık doğurmakta ve cari açık sorununu da tetiklemektedir. Bu yüzden konunun, uluslararası bir katılımcı profiliyle tartışılması önemli bulunmuştur. Konunun Uluslararası boyutta ele alınması için Socar, Gazprom, Rosneft ve Eni’den Üst düzey danışmanlar ile Rusya, Azerbaycan, İtalya, Almanya, İsveç, Gürcistan ve Hollanda’dan uzmanların sempozyumumuza katılımı sağlanmıştır.’ diye konuştu.

  • NATO Landcom Gezisi Düzenlendi

    İKÇÜ Uluslararası İlişkiler Topluluğu ve Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇABMER) NATO LANDCOM’un daveti ile İzmir’deki bütün Uluslararası İlişkiler Bölümlerinin çağırıldığı Üniversiteler Günü (University Day) etkinliğine katıldı. NATO LANDCOM Komutanı ile sivil ve askeri pozisyonlarda bulunan yetkililer kısa brifingler verildikten sonra LANDCOM’un NATO içerisindeki rolü, Wales ve Warsaw Zirvelerinde alınan kararlar, NATO’nun geleceği ve işbirliğinin önemi ile ‘Kapsamlı Yaklaşım’ (Comprehensive Approach) masaya yatırıldı.Yine çeşitli pozisyonlarda çalışan sivil ve askeri yetkililer ile soru-cevap şeklinde ‘Hybrid Threat’ kavramı üzerinde bilgiler aktarıldı.

  • ''Göç ve Kültürel Etkileşim : Türkiye - Almanya'' düzenlendi

    T.C Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇABMER) Müdürü Doç. Dr. Kerem BATIR  Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyeleri Doç. Dr. Mehmet Bülent ULUDAĞ, Yrd. Doç. Dr. Nihal KIRKPINAR VE Dr. Haktan Birsel'in katılımlarıyla gerçekleşti. Panelde göç ve kültürel etkileşimin Türkiye açısından öneminin tarih boyunca büyük önem arzettiğini özellikle II. Dünya savaşından sonra küresel ölçülerde yıkım sonrası yeniden toparlanma sürecinde Türkiye'nin rolunün büyük olduğu vurgulanmıştır. Bu sürece bakıldığında Türkiye'nin göç ve kültürel politikaları bakımından Avrupa Devletleri içinde en fazla ilişkiye geçtiği ülke Almanya olmuştur. 1950 sonrası Türkiyeden Almanya ya  yapılan göçlerin yüksek rakamlarda ve kesintisiz olarak yapılması  Türkiye ve Almanya arasında kültürel,siyasi,ekonomik ve askeri alanlarda köprüler kurmasına yardımcı olmuştur. Panelde ayrıca Almanyada yaşayan Türk vatandaşlarının  yaşam standartlarının geliştirilmesi ve Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecinde Almanyadan alacağı desteğin önemi vurgulanmıştır.

  • Mülteciler ve Sığınmacılar Paneli Düzenlendi

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇABMER ) ile İKÇÜ Uluslararası İlişkiler Topluluğunun ortaklaşa düzenlemiş olduğu '' Mülteciler ve Sığınmacılar '' paneli  Avukat A.Duman GÜLER ve Ahu I. ERGUN'un katılımları ile gerçekleşmiştir.

     

    Sayın GÜLER özellikle Uluslararası İnsan Hakları Hukuku ve Türkiye de uygulanan hukuk kuralları çerçevesinde mülteci , sığınmacı ve göçmen statüleri hakkında değerlendirme yaparak bunların yasal süreçleri ve karşılaştıkları sorunlar hakkında bilgilerini katılımcılarla paylaştı. Ortadoğu'da başlayan devrimlerle komşu ülkelerden özellikle Suriyeden gelen vatandaşların yerleştirilmiş oldukları kamplarda faaliyet gösteren kurumlar ve kuruluşlar hakkında da kısa bilgilendirmeler yaptı. Sayın ERGUN ise mülteciler ve sığınmacılarla ilgili kuruluşların işlevleri hakkında bigilendirmeler yaptı.

  • Büyük Savaş Paneli düzenlendi

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi  İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Avrupa Birliği Uygulama ve Araştırma Merkezi (ÇABMER) ile İKÇÜ Uluslararası İlişkiler Topluluğunun birlikte düzenlemiş olduğu   ‘’Yüzyıl Sonra Büyük Savaş ‘’ paneli  Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Kerem BATIR ,bölüm başkan yardımcısı Doç. Dr.Mehmet Bülent ULUDAĞ ve Dr. Haktan BİRSEL’ in katılımlarıyla gerçekleşmiştir.

     

    1. Dünya Savaşının üzerinden yüzyıl geçmesi münasebetiyle düzenlenen panelde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Kerem BATIR  büyük savaşa giden süreci dönemin koşullarına göre değerlendirerek  savaşın nasıl başladığı, devletlerin savaş hazırlığı, savaşın  hukuku boyutlarını ve bu koşulları belirleyen konferanslar ve anlaşmalar hakkında bilgilerini paylaştı. Dr. Haktan BİRSEL savaşın askeri harekatları ve cephelerdeki mücadeleler üzerine ve bu mücadeledeki kullanılan silahlar ve yapılan müdahalelerin bilinmeyen yönlerine değinmiştir. Özellikle batı güç merkezlerinin bakış açısı ile büyük savaşın batı, doğu ve Osmanlı Devletinin katıldığı cephelere az bilinen noktaları ile göz atılmış ve bu cephelerde düşman tarafların hareket tarzları ve verdikleri mücadeleler açıklanmıştır. 

     

    Doç. Dr. M.Bülent ULUDAĞ tarafından panelin son konusu olan savaşın sonuçlarına değinilmiştir. Bu kapsamda; savaş sonrası başlayan yeni düzen, toprak kayıpları, yeni çizilen sınırlar, Osmanlı devletine olan zararları ve yeniden çizilen devlet sınırları önemle üzerinde durulan konular olmuştur.

  • College of Europe Üniversitesi "Lisansüstü Eğitim Bilgilendirme Toplantısı'' Düzenlendi

     

    College of Europe Üniversitesinden Sn. Izabela Wiewior'un katılımıyla ''Lisansüstü Eğitim Bilgilendirme Toplantısı'' lisans öğrencilerimizin katılımlarıyla gerçekleşmiştir. Öğrencilerimizin lisans eğitimlerini tamamladıktan sonra yüksek lisans eğitimlerine ilgili üniversitede devam etme olanakları, başvuru ve değerlendirme süreçleri, burs ve konaklama imkanları konularında öğrencilerimize bilgilendirme sunumu yapılmıştır.

  • EUROSTAT Mikro Verilerine Erişim Hakkında Bilgilendirme Sunumu Yapıldı

    İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Serhat Burmaoğlu ve Merkezimiz Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Sedef Eylemer tarafından AB Komisyonu Eurostat ofisi mikro verilerine erişim olanakları hakkında bir bilgilendirme sunumu yapıldı. İİBF öğretim elemanlarının katıldığı toplantıda, mikro verilere erişim sürecine ilişkin bilgi verildi.

     

    Depolanan mikro verilerden yararlanılabilmesi için Eurostat tarafından araştırma birimi olarak tanınmak gerekmektedir. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğretim üyelerince yürütülen çalışmalar neticesinde Üniversitemiz Eurostat ofisince araştırma birimi olarak kabul edilmiş olup Üniversitemizdeki araştırmacılar belirlenen prosedürlere uygun olarak başvuru yaparak bu verilerden yararlanabileceklerdir.

     

    Sunuma ve ilgili belgelere, belgeler linkinden ulaşabilirsiniz.

  • Dışişleri Bakanlığı İKÇÜ'de Tanıtım Yaptı

    Dışişleri Bakanlığı İzmir Temsilciliği, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi öğrencilerine yönelik “Dışişleri Bakanlığı’nda Mesleki Olanaklar” konulu bir panel düzenledi.

     

    Dışişleri Bakanlığı Elçisi Başak Türkoğlu, Başkatip Aytül Komit ve İkinci Katip Elçin Demir’in katılımlarıyla İKÇÜ Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen paneli İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr.İbrahim Atttila Acar, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç.Dr.Kerem Batır, Bütçe ve Mali Planlama Anabilim Dalı Başkanı Yrd.Doç.Dr.Ahmet Utkuseven, akademik ve idari personel ile öğrenciler takip etti.

     

    Özellikle Dışişleri Bakanlığı’nda kariyer yapmayı planlayan İKÇÜ öğrencilerinin ilgi ile takip ettikleri programın açılış konuşmasını yapan Rektör Yardımcısı Prof.Dr.İbrahim Attila Acar, panelin üniversiteyi bitirdikten sonra ne tür mesleki imkanlara sahip olduklarını görmek adına öğrenciler için büyük bir imkan olduğunu belirtti ve mesleki bilgilendirmelerin önemine vurgu yaparak emeği geçenlere teşekkür etti.

     

    Panelin başkanlığını yapan Dışişleri Bakanlığı Elçisi Başak Türkoğlu, henüz mezun vermemiş bir üniversite olan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nde böyle bir panel gerçekleştirebildikleri için duydukları memnuniyeti dile getirdi. Türkoğlu, öğrencilerin Dışişleri Bakanlığı’nı çok iyi tanımadıklarını veya yanlış bilgilere sahip olabildiklerini ifade ederek Dışişleri Bakanlığı’nda istihdam sürecini anlatmayı hedeflediklerini dile getirdi.

     

    Başkatip Aytül Komit ise Dışişleri Bakanlığını tanıtarak başladığı sunumunda Bakanlığın tarihçesinden ve görevlerinden bahsetti. Komit, Dışişleri Bakanlığı’nın çeşitli hizmet alanları bulunduğunu belirterek siyaset planlamadan protokole kadar geniş bir alandı içerdiğini iade etti.

     

    Dışişleri Bakanlığı’ndaki kariyer aşamalarını da sıralayan Komit: “İlk olarak ateşe olarak göreve başlıyorsunuz.  Daha sonra yükselerek başkonsolos ve büyükelçi olabilirsiniz” dedi ve: “Personelimiz ayrıca Sayın Bakanımız, Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımızın imzaladığı üçlü kararname ile yurtdışına da atanabiliyor” şeklinde konuştu.

     

    Görev sürelerinin merkez teşkilatında iki yıl, yurtdışında ise dört yıl olmak üzere bir rotasyon ile belirlendiğini aktaran Komit, “Hayatımızın ortalama üçte ikisi yurtdışında geçiyor” diyerek “Dışişleri Bakanlığı’na girmeyi düşünüyorsanız, diplomatlığı meslek olarak seçme arzunuz varsa ve bunu bir hayat tarzı olarak benimsiyorsanız gerekli temel kitapları okuyarak sınavlara hazırlanmanız halinde başarılı olmanız mümkün” açıklamalarında bulundu.

  • Doğu Akdeniz'de Son Gelişmeler ve Kıbrıs Ele Alındı

    KKTC Cumhurbaşkanı Danışmanı Prof.Dr. Mehmet Hasgüler İKÇÜ’de

     

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi  Çelebi Avrupa Birliği Merkezinin (ÇABMER) ‘Doğu Akdeniz'de Son Gelişmeler ve Kıbrıs’ Konferansında konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Danışmanı Prof.Dr. Mehmet Hasgüler önemli açıklamalarda bulundu.

     

    Konferansı İKÇÜ Rektör Yardımcısı- İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof.Dr. İbrahim Attila Acar, Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç.Dr. Kerem Batır, akademisyenler ile çok sayıda öğrenci takip etti.

     

    KKTC Cumhurbaşkanı Danışmanı Prof.Dr. Mehmet Hasgüler konuşmasına Soma’da meydana gelen elim kazada ölen madencilerimizin acısını paylaştıklarını belirterek başladı. Yaşananın çok büyük bir acı ve dram olduğunu söyleyen Prof.Dr. Mehmet Hasgüler, kazada ölen madencilerimize Allah’tan rahmet, geride kalan yakınlarına da baş sağlığı ve sabırlar diledi.

     

    “Devletler tarihinde 50 yılda bir bellek tazelemek gerek”

     

    Kıbrıs’ta yaşananların tarihsel bir bütünlük içinde değerlendirilmesini vurgulayan Prof.Dr. Mehmet Hasgüler,  Kıbrıs'ın Çarlık Rusya'sı tehdidiyle İngilizler tarafından işgal edildiğini, Sovyet tehdidi yüzünden de bölündüğünü hatırlattı. Prof.Dr. Mehmet Hasgüler, “Kıbrıs Rusya yüzünden birleştirilmek istenmektedir. 1960'ta Kıbrıs'ta kurulan devletin başına başpiskopos Makarios getirildi. Sakallı, asalı bir din adamı Müslümanlara da baş oldu. Böylece sorunlar başladı haliyle toplumsal ayrılıklar başladı.5 Kasım 1914'te İngilizler ilk olarak medeni hukuka ilişkin işlem tutan müftülüğü lağvetti. Her türlü işlemlerde hem hakem hem kayıt tutan müftülüğün ilgası Kıbrıs Türk’ünü sahipsiz bıraktı. Vakıfları kapattı. Ama Rumların hiçbir kurumuna müdahale etmedi. Devletler tarihinde 50 yılda bir bellek tazelemek gerek. 1974 harekâtın 1980'lerde konuşmak başka, 2000'de, 2014'te konuşmak başka. Zaman geçtikçe hem olayların dayanakları hem de ilgisi azalıyor. Bu özellikle Kıbrıs Türklerinde böyle Rumlarda böyle değil” şeklinde konuştu.

     

    “Ada için kritik bir sürece girildi”

     

    ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın, Kıbrıs müzakerelerine katkıda bulunmak amacıyla 21-23 Mayıs tarihleri arasında Lefkoşa’yı ziyaret etmesini de değerlendiren Prof.Dr. Hasgüler, ada için kritik bir sürece girildiğini belirtti. Prof.Dr. Hasgüler, “İngiltere’nin üslerle ilgili açılımı, AİHM kararı ve de ABD’den 52 yıl aradan sonra en üst düzeyde ziyaret olacak ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın Ada’ya Maraş ile ilgili fonlarla gelmesi oldukça kritik bir sürece girildiğini gösteriyor. AİHM kararının Kıbrıs ile ilgili de boyutu var. Herkesin Bir Kıbrıs’ı var.  Nasıl bir dönem herkesin bir Filistin sorunu vardıysa her bir gücün kendi otlayacağı bir Kıbrıs’ı var. ABD’nin, Avrupa’nın, Yunanistan’ın, Rusya’nın bile farklı bir Kıbrıs’ı var. Bu sürece kadar orada yaşayan insanların nasıl bir Kıbrıs’ta yaşamak istedikleri ortaya koyulamadı” dedi.

     

    “Biz kendimizi azınlık olarak görmüyoruz”

     

    Kıbrıs’a küresel düzeyde bakıldığında Müslüman-Hristiyan çatışması, bölgesel bakıldığında Türk-Yunan çatışması, Kıbrıs’tan da bakıldığında da Kıbrıslı Türk-Rum çatışması olarak görüldüğünü ifade eden KKTC Cumhurbaşkanı Danışmanı Prof.Dr. Mehmet Hasgüler, Türk kesiminin azınlık olarak görülemeyeceğini söyledi. Prof.Dr. Hasgüler, “ Batılılar, Yunanlılar tarihi hep kendilerinin işine gelen kısımlarından bakarlar. Biz kendimizi azınlık olarak görmüyoruz. Rumlar kendilerinin dışında herkesi azınlık olarak görürler. Hastaya doktor lazım, yarayı doktor olarak görmeyip kaşırsanız yara daha da büyür. Onların da, Türklerin de büyük acıları vardır. Üç asır orayı yöneten bir imparatorluğun bakiyesi olarak bu konuya ilişkin barışı ortaya koyan, Avrupa’ya hiçbir kompleks duymadan, yaratıcı, barışı inşa edici, çözümü ortaya çıkarıcı projelerimizi sunmamız lazım. Tarihi kimliğimizden, dinimizden, kişiliğimizden ödün vermeyeceğimizi de herkesin bilmesi lazım.  Hiçbir ortaklık iki kimliğin birinden birini az gözeterek, öbürüne aşağıdan bakarak başarılı olmaz. Eşitlik ve demokrasi gerekir ”diye konuştu.

     

    “Yoğun olarak manipülasyon yapılıyor”

     

    Önümüzdeki süreçte Ada’da yaşanacak hareketliliğe de işaret eden Prof.Dr. Hasgüler, Türkler üzerinde manipülasyonun oldukça yoğun olduğunu ifade etti. Prof.Dr. Hasgüler, “Bugün sadece Güzelyurt’a gelecek olan Rum sayısı 150 bindir. 150 bin Türk’te güneye hareket edecek. Nüfusun üçte biri adanın ekonomisi üzerine etki edecek. Federal bir Kıbrıs’a gidildiğinde uzun yıllar sonra insanların yerlerinden edilmeleri söz konusu olabilir. Manipülasyon o kadar üst düzeyde ki Güzelyurt’ta olan bir Türk cenazesini buraya defnedemiyor. Lefkoşa’ya götürüyorsunuz, bu çok acı. Çünkü o toprağın Rumlara verileceği kanısını dışardaki güçler size dayatmış” şeklinde konuştu.

     

    “İKÇÜ Barış diplomasine katkıda bulunabilir”

     

    İKÇÜ’yü barış diplomasisine katkıda bulunabilecek bir eğitim kurumu olarak gördüğünü de ifade eden Prof.Dr. Hasgüler, diplomasinin diğer ülkelere bırakıldığında her ülkenin kendi çıkarlarını gözeterek etki ettiğine vurgu yaptı. Prof.Dr. Hasgüler,  “İKÇÜ’yü barış diplomasini  önümüzdeki yıllarda Türk-Yunan ilişkileri başta olmak üzere Türkiye’nin hassasiyetlerini gözeterek yapacak bir kurum olarak görüyorum. Çünkü bu işler hep Amerikalılara, Norveçlilere bırakıyoruz. Onlarda ulusal çıkarlarına uygun barış tasarımları yapıyor. Biz de dünyanın kabul edebileceği bir dilde kendimize uygun tasarımlar yapmalıyız” dedi.

     

    “Ekonomik başarı Federal Kıbrıs’a katkı sunar”

     

    Maraş’ın stratejik önemi hakkında açıklamalarda bulunan Prof.Dr. Hasgüler, kurulacak ulus ötesi bir komite katkısıyla Ada’da yaşayan halklar arasında ekonomik bir köprü oluşturulabileceğini ifade etti. Prof.Dr. Hasgüler,  “Maraş bizce Avrupa kömür çelik birliği gibi ulus ötesi bir komiteyle açılabilir, Burası bölgesel ekonomik bölge, serbest bölge olarak değerlendirilebilir. Diğer önemli konu ise 20 Temmuz’da Türkiye’den su geliyor. Bunun da katkısıyla su, gaz ve elektrikten oluşan ulus ötesi bir komite kurulabilir. İki halkın ekonomik işbirliği ile çıkar üzerinden sağlayacakları başarı federal Kıbrıs’ı getirebilir. Kıbrıs’ta federasyon zaman gerektirecek bir tartışmadır, kültürel olarak kolay tüketilecek bir şey değildir. Bu yüzden Maraş üzerinden yapılacak iş birliği ekonomik birlik hem öyle bir yapıya gidip gitmeyeceğimize risk almadan bir öngörü olabilir” diye konuştu.

     

    “AB cennet de değil cehennem de…”

     

    Rum kesiminin yaşadığı ekonomik sıkıntıların oradaki halkın Türkiye’ye bakış açısını da değiştirdiğini belirten Prof.Dr. Hasgüler, “Artık Türkiye’ye Troykadan daha fazla sempati duymaya başlandı. Barış ve çözüm için bu çok önemli değişimdir.40 yılda Troykadan el etek çekmiş bir Rum oluşmuş sokakta. Öte yandan bizim kesim de de AB’yi cennet sananlar var. AB cehennem de değil, cennet de değil. Demokrasi, insan hakları yüzü var ama ırkçı yüzü de var” şeklinde konuştu.

     

    “Türkiye Kıbrıs ile ilgili iddia çıtasını yüksek tutmak zorunda”

     

    Türkiye’nin iddiaları olan bir ülke olduğunu, hangi siyasal parti iktidar olursa olsun Kıbrıs ile ilgili iddia çıtasını yüksek tutmak zorunda olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Hasgüler, “Türkiye’nin çıkarları açısından da böyle olmak zorundadır. Bölge iddiaları açısından da böyledir. AB serüveni ile ilgili de böyledir. Bugün bizim tanımadığımız, Türklerin içinde olmadığı bir devlet yarıbuçuk bir devlettir. Sayın Cumhurbaşkanı Gül de bunu yarım devlet olarak böyle niteliyor. Buna katılıyorum” dedi.

     

    “80 milyonu arkasında görecek bir Rum yaratmak lazım”

     

    Kıbrıs Gençliği ile Türk Gençliği arasında kültürel ve tarihsel boyutta kurulacak köprünün Kıbrıs’ın geleceğine önemli katkıda bulunacağını da belirten Prof.Dr. Hasgüler, “1974’te doğan biri bugün 40 yaşında oldu. Nesiller değişiyor.  Türkiye coğrafi ve kültürel hassasiyeti olduğu sürece, iddiaları olduğu sürece Kıbrıs’la ilgili güçlü argümanları sürdürmenin yolu;  kamuoyu oluşturulmasından, herkesin bilinçle yaklaşmasından geçer.  Bunda Kıbrıs’ın arkasında 80 milyonun olduğunu düşünmeleri yatar.  Güney Kıbrıs’tan bazı üniversiteler TÜBİTAK’a başvuru yapmaya başladılar. Türkiye’den yardım almaya çalışıyorlar. Böyle gelişmeler var. Türkiye bu konular da yardım istenen bir yer olarak görülmeye başlandı. Kıbrıslı Türkler gibi 80 milyonu arkasında görecek bir Rum yaratmak lazım” diye konuştu.

  • İKÇÜ'de AB Günü Etkinliği Düzenlendi

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Avrupa Birliği Araştırma ve Uygulama Merkezi, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla “Değişen ve Genişleyen Avrupa Birliği” konulu bir etkinlik düzenledi.

     

    Konferans ve lisansüstü öğrenci forumu olmak üzere iki oturumda gerçekleştirilen programın onur konuğu Türkiye Cumhuriyeti Zagreb Büyükelçisi Burak Özügergin oldu.

     

    Sabah oturumu İKÇÜ Konferans Salonunda gerçekleştirilen etkinliğe İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof.Dr. İbrahim Attila Acar, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti İzmir Konsolosu Uğur Umar, şehir protokolünden misafirler, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı.

     

    Etkinliğin açılış konuşmasını yapan İKÇÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr.İbrahim Attila Acar, Avrupa Birliği sürecinin Elli Beş yıldır devam edilen bir yolculuk olduğunu; bugün hem geçmişi görmek, hem bugünü anlamak, hem de gelecekte neler yapılabileceği konusunda yeni fikirler oluşturabilmek adına böyle bir toplantının organize edildiğini belirtti. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi “Çelebi Avrupa Birliği Araştırmaları Merkezi”nin, böyle bir toplantıya öncülük yaptığı için teşekkür etti.

     

    Açılış konuşmasının ardından kürsüye çıkan Türkiye Cumhuriyeti Zagreb Büyükelçisi Burak Özügergin, Hırvatistan’ın AB süreci ile ilgili gözlemlerini katılımcılara aktaran bir konuşma gerçekleştirdi.

     

    Türkiye’nin AB yolculuğunda öncü bir dış politikaya sahip olması gerektiğini belirten Özügergin, bu süreçte ülkenin kendi uzmanlarını yetiştirmesi gerektiğini ifade etti ve: “Türkiye’nin dış politikası, başkalarına bakıp pozisyon almak yerine, başkalarının bize bakmasını sağlamamız gerek. AB’nin kendine, içerisinde Türkiye’yi de içerecek bir gelecek çizmesini sağlamalıyız” şeklinde konuştu.

     

    AB’ye hazırlık sürecinde sosyal anlamda toplumun değişimlere hazırlanması gerektiğine de değinen Özügergin, yaşanacak değişimlere adaptasyonun mümkün olan en sorunsuz şekilde sağlanmasının önemli olduğunu, toplumda “sosyal türbülansa” neden olmayacak bir AB duyarlılığı oluşturulması gerektiğine değindi.

     

    Son yıllarda oluşan Türkiye-AB ilişkilerinin zayıfladığı yönündeki algının doğru olmadığını söyleyen Özügergin’e göre bu durumun temelinde AB’nin zayıflamış olması yatıyor. “Ancak AB’nin zayıf değil kuvvetli olması lazım. Bize güçlü bir AB gerekli, güçlü bir AB her zaman Türkiye’nin faydasına olacaktır” vurgusu yaptı.

     

    AB’ye üyelik sürecinde Hırvatistan ve Türkiye arasında farklılıklar bulunduğunu hatırlatan Özügergin’e göre bu farklılıklar AB açısından son derece önemli. “Hırvatistan’ın üyeliğinin AB’ye nüfus olarak etkisi yüzde 0.2, yüz ölçümü olarak ise yüzde 2” diyen Özügergin: geçmiş birikimi, sosyal ve siyasal yapısıyla Türkiye, bu anlamda Hırvatistan ile bir olmaz. 75-80 milyonluk bir ülke AB için risk” şeklinde konuştu.

     

    Bazı düşüncelerin aksine AB üyesi bir Türkiye için kültürel açıdan problem olmadığını savunan Özügergin, siyasi kültürün çatışmacı olmadığını, ülkede siyasilerin AB konusunda hemfikir olduğunu sözlerine ekledi.

     

    Özügergin’in konuşmasının ardından geçilen ilk oturumda İKÇÜ AB Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç.Dr.Kerem Batır’ın “Türkiye’nin AB’ye katılım süreci”, Hırvatistan Uluslar Arası İlişkiler ve Gelişim Enstitüsü’nden Dr.Senada Selo Sabic’in “Hırvatistan’ın AB’ye Katılım Süreci ve Türkiye İçin Öneriler” ve Dokuz Eylül Üniversitesi’nden Yrd.Doç.Dr.İ.Alper Arısoy’un “Güneydoğu Avrupa’da Balkanlaşma ve Bütünleşme Dinamikleri” konulu sunumları gerçekleştirildi.

     

    Öğleden sonra İKÇÜ VİP salonunda gerçekleştirilen ikinci oturumda ise Hırvatistan Uluslar Arası İlişkiler ve Gelişim Enstitüsü’nden Dr.Senada Selo Sabic’in moderatörlüğünde Lisansüstü Öğrenci Forumu gerçekleştirildi. Foruma katılan yüksek lisans öğrencileri AB’nin Güneydoğu Avrupa’ya genişleme süreci ve AB genişleme politikasının geleceği hakkında bilgi edinme şansını yakaladı.

ETKİNLİKLER
daha fazlası >





Başa Dön